İslam’ın son dönem şehitlerinden sadece bir tanesi... Kendisi gibi niceleri basit sebeplerle şehit edildiler. Gerekçeleri de hep aynıydı: asrın sorunlarına çözüm üretmek… Hakkı söylemek… Yerlerinde oturamamak… Hafız, Medreseli, Yazar, Vaiz, Şer’i ilimler kadar tasavvufi ilimlerde ki şöhretiyle de meşhur olmuş. Hem Nakşibendi ve hem de Sunusi tarikatinden hilafet icazetnamesi alan. Ülkenin kurtuluşu için Türkiye’nin birçok yerinde din alanında heyecanlı konuşmalar yapan. Şeyh Said’in Diyarbakır’da 46 arkadaşı ile idam edildiğinden bir hafta sonra, Fatih, Beyazıt, Sultanahmet, Yeni cami, Ayasofya gibi Camiler de ve ülkenin farklı yerlerinde bulunduğu vaazlar ve yazdığı “Hayat-ı Beşer İslamiyette Ahlak ve Kadınlarda Tesettür” adlı 59 sayfalık ufak bir risalesinden dolayı 7 Temmuz 1925 yılında darağacına götürülen bir Molla… *** 1904 Ankara doğumlu bir gençti Ankara Sultanisinde 10. Sınıfa kadar okuduktan sonra ülkenin kurtuluş mücadelesinde olduğu esnada okuldan ayrılıp kendisini dini ilimler sahasında yetiştirmeye çalışan, alimlerden özel dersler alan gayretli bir gençtir. Cumhuriyet kurulmadan önce yolu İzmir’e düşer bir camide verdiği vaaz halk tarafından çok beğenilir ve halkın arzusu üzerine camilerde peş peşe vaazlar verir. Bu yoğun talebe cevap veremeyeceğini anlayınca “İslamiyet’te Ahlak ve Kadınlarda Tesettür” adlı küçük 59 sayfalık bir risaleyi 5 bin adet bastırarak fikirlerini insanlarla paylaşır. Cumhuriyetin ilanına kadar bir sorun çıkmaz 6 Ocak 1924 günkü tanin gazetesi İbrahim Edhem adlı bir hocanın yargılanmasına istiklal mahkemesinde başlanacağını duyurur. Suçlama, devletin iç güvenliğini ihlal ve halkı devletin kanun ve düzenine karşı kışkırtmaktır. Şeyh Said Kıyamından yaklaşık bir yıl öncesi, bu istiklal mahkemesi henüz insafını kaybetmemiş olmalı ki bir yıl hapis cezası verir. 43 gün hapis yattıktan sonra af kanunuyla serbest kalır. İlk mahkemesi İstanbul Fındıklı’daki meclisi mebusan binasında yapılmıştır. Temmuz 1925’te yapılan ikinci mahkemesi ise Urfa lisesinde gerçekleşir. Savcı, Şeyh Said Kıyamını çok geniş bir kadronun hazırladığına inanır ve kendisinin de faili olduğunu iddia eder. Mahkemeye kalpakla gelen, hapisten çıktıktan sonra hocalığı bıraktığından geçimini ticaretle sağlamaya çalıştığından pamuk ve fıstık almak için doğuya gittiğinden, Urfa’ya geliş sebebinin ise Çolak Hafız adlı güzel sesli birinin kuran okuyuşunu dinlemek olduğundan söz eder. Şeyh Sunusi’den Abdulhamid’in büyük oğlu şehzade Selim Efendiye mektup getirmesi suçlama konusu olur. 6 Temmuz günkü oturum da mektup tekrar gündeme getirilir ve İbrahim Edhem’in isyanın amil ve faillerinden olduğu gerekçesiyle idamına ittifakla karar verilir. Nihayet 7 Temmuz 1925 günü Urfa’da 22 yaşında bir genç darağacında son nefesini verir. Genç Hoca Savunmasında şöyle demişti: “… Halep, Fransız işgali altında idi. Abdulhalim Efendi’nin şifahi tavsiyesi üzerine oraya gittiğim zaman hemen işe başladım. İttihad-ı İslam gayesiyle camilerde Arapça olarak vaaz ettim. Birkaç gün sonra Halep’ten ayrılarak Kilis’e geldiğim zaman işittim ki Halep halkı Türklere kavuşmak için ayaklanmış. Fransızlar beni aramışlar, idamıma karar vermişlerdi. Reis bey, Halep Müslümanlarını Türk muhibbi yaptığım için mi suçlu oldum? Halkın sevgisini kazandığım için mi sanık sandalyesine oturdum? Harekat-ı milliye sırasında Türk askerleri cihad ederken, İstanbul’da ecnebilerle kucak kucağa dans edenlere bağırdım…” Kadın haklarını savunan bir eserinden ötürü idam edilen en genç yazar ve vaiz! Bu asrın müderrislerinin şu gencecik hocanın hayatından almaları gereken nice dersler vardır. İslam’ın istikbali için mücadele veren. Türkiye’yi il il dolaşıp islami ahlakı anlatan, yerinde dur(a)mayan, ittihadı İslam gayesi ile Halep’e giden bir hoca bir asır öncesinden sesleniyor: “Kalk Medrese! insanlığın intihara kalkıştığı bu çağda insanlığa tek çaresinin İslam olduğunu hatırlat!” Abdussamed Karataş

22 Yaşlarında Bir Medreseli Yazar/ İbrahim Edhem

İslam’ın son dönem şehitlerinden sadece bir tanesi… Kendisi gibi niceleri basit sebeplerle şehit edildiler. Gerekçeleri de hep aynıydı: asrın sorunlarına çözüm üretmek… Hakkı söylemek… Yerlerinde oturamamak…
Hafız, Medreseli, Yazar, Vaiz, Şer’i ilimler kadar tasavvufi ilimlerde ki şöhretiyle de meşhur olmuş. Hem Nakşibendi ve hem de Sunusi tarikatinden hilafet icazetnamesi alan. Ülkenin kurtuluşu için Türkiye’nin birçok yerinde din alanında heyecanlı konuşmalar yapan. Şeyh Said’in Diyarbakır’da 46 arkadaşı ile idam edildiğinden bir hafta sonra, Fatih, Beyazıt, Sultanahmet, Yeni cami, Ayasofya gibi Camiler de ve ülkenin farklı yerlerinde bulunduğu vaazlar ve yazdığı “Hayat-ı Beşer İslamiyette Ahlak ve Kadınlarda Tesettür” adlı 59 sayfalık ufak bir risalesinden dolayı 7 Temmuz 1925 yılında darağacına götürülen bir Molla…


1904 Ankara doğumlu bir gençti Ankara Sultanisinde 10. Sınıfa kadar okuduktan sonra ülkenin kurtuluş mücadelesinde olduğu esnada okuldan ayrılıp kendisini dini ilimler sahasında yetiştirmeye çalışan, alimlerden özel dersler alan gayretli bir gençtir.
Cumhuriyet kurulmadan önce yolu İzmir’e düşer bir camide verdiği vaaz halk tarafından çok beğenilir ve halkın arzusu üzerine camilerde peş peşe vaazlar verir. Bu yoğun talebe cevap veremeyeceğini anlayınca “İslamiyet’te Ahlak ve Kadınlarda Tesettür” adlı küçük 59 sayfalık bir risaleyi 5 bin adet bastırarak fikirlerini insanlarla paylaşır.
Cumhuriyetin ilanına kadar bir sorun çıkmaz 6 Ocak 1924 günkü tanin gazetesi İbrahim Edhem adlı bir hocanın yargılanmasına istiklal mahkemesinde başlanacağını duyurur.
Suçlama, devletin iç güvenliğini ihlal ve halkı devletin kanun ve düzenine karşı kışkırtmaktır.
Şeyh Said Kıyamından yaklaşık bir yıl öncesi, bu istiklal mahkemesi henüz insafını kaybetmemiş olmalı ki bir yıl hapis cezası verir. 43 gün hapis yattıktan sonra af kanunuyla serbest kalır.
İlk mahkemesi İstanbul Fındıklı’daki meclisi mebusan binasında yapılmıştır. Temmuz 1925’te yapılan ikinci mahkemesi ise Urfa lisesinde gerçekleşir. Savcı, Şeyh Said Kıyamını çok geniş bir kadronun hazırladığına inanır ve kendisinin de faili olduğunu iddia eder.
Mahkemeye kalpakla gelen, hapisten çıktıktan sonra hocalığı bıraktığından geçimini ticaretle sağlamaya çalıştığından pamuk ve fıstık almak için doğuya gittiğinden, Urfa’ya geliş sebebinin ise Çolak Hafız adlı güzel sesli birinin kuran okuyuşunu dinlemek olduğundan söz eder.
Şeyh Sunusi’den Abdulhamid’in büyük oğlu şehzade Selim Efendiye mektup getirmesi suçlama konusu olur.


6 Temmuz günkü oturum da mektup tekrar gündeme getirilir ve İbrahim Edhem’in isyanın amil ve faillerinden olduğu gerekçesiyle idamına ittifakla karar verilir. Nihayet 7 Temmuz 1925 günü Urfa’da 22 yaşında bir genç darağacında son nefesini verir.
Genç Hoca Savunmasında şöyle demişti:
“… Halep, Fransız işgali altında idi. Abdulhalim Efendi’nin şifahi tavsiyesi üzerine oraya gittiğim zaman hemen işe başladım. İttihad-ı İslam gayesiyle camilerde Arapça olarak vaaz ettim. Birkaç gün sonra Halep’ten ayrılarak Kilis’e geldiğim zaman işittim ki Halep halkı Türklere kavuşmak için ayaklanmış. Fransızlar beni aramışlar, idamıma karar vermişlerdi.
Reis bey, Halep Müslümanlarını Türk muhibbi yaptığım için mi suçlu oldum? Halkın sevgisini kazandığım için mi sanık sandalyesine oturdum? Harekat-ı milliye sırasında Türk askerleri cihad ederken, İstanbul’da ecnebilerle kucak kucağa dans edenlere bağırdım…”
Kadın haklarını savunan bir eserinden ötürü idam edilen en genç yazar ve vaiz!
Bu asrın müderrislerinin şu gencecik hocanın hayatından almaları gereken nice dersler vardır. İslam’ın istikbali için mücadele veren. Türkiye’yi il il dolaşıp islami ahlakı anlatan, yerinde dur(a)mayan, ittihadı İslam gayesi ile Halep’e giden bir hoca bir asır öncesinden sesleniyor:
“Kalk Medrese! insanlığın intihara kalkıştığı bu çağda insanlığa tek çaresinin İslam olduğunu hatırlat!”

Bir önceki yazımız olan ÇAĞRISI ÇAĞ KURAN MEDRESE başlıklı makalemizde alparslan, ehlisünnet ve ilim hakkında bilgiler verilmektedir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir