Yeryüzünde her şey faniliğe işaret ediyor. Kuzey-Güney... Doğu-Batı... Dünya... Dünya kelimesi “denaet” kökünden gelip ‘alçaklık, kötülük’ anlamlarına geliyor.(Bkz. Dib. İslam Ansiklopedisi, ×, 22) Hepsi geçici isimler... Alçaklık, küçüklük manası olan bir şeyden büyük, yüce Arzular beklenemez. bir de ölüm işin içinde varsa... sararan yapraklar, Solan Gül, kuruyan Pınar, savrulan kül ve gece gündüz hepsi faniliğe işaret... Yalnızca bâki olan, Allah Azze ve Celle’dir. Peki Dünya ve içinde bulunan her şey faniyken dertlerimiz kalıcı olabilir mi? Mevlana’nın şu sözü kenarda dursun biraz: “Sanma ki dert sadece sende var, sendeki derdi nimet sayanlar da var.” Yolda yürürken, misafirlikte, çay ortamında, bazen bir durakta beklerken insanların konuşmalarını duyuyoruz. Dertleşmiyor kimse! Dertlerde yarışıyor... Benim derdim senin derdinin yanında hiç kalır yarışına giriyor. Derdin ne kadar büyükse o kadar daha çok hayran kalsınlar, her şeye rağmen ayaklarının üzerinde dimdik durabildiğine şaşırsınlar istiyor insan. Dert küpü yavaş yavaş kendini kibre bırakıyor. Kimse kimseyi dinlemiyor, biri konuşurken diğeri vereceği cevabı düşünmekle meşgul olduğu için kendi cevabına odaklanıyor. İnsanlık dünyevileşme arzusu içinde kıvranıyor. Önlem alınmazsa hızla Sekülerizm'e doğru kayan bir nesil oluşacak... Adab-ı Muaşeret; ▪Fakirin önünde malların hakkında konuşma! ▪Hastanın önünde sıhhatin hakkında konuşma! ▪Zayıfın önünde kuvvetin hakkında konuşma! ▪Mutsuzun önünde mutluluğun hakkında konuşma! ▪Mahkûmun önünde hürriyet hakkında konuşma! ▪Evladı olmayan kısır birinin önünde çocukların hakkında konuşma! ▪Yetimin önünde baban hakkında konuşma! “Hayatındaki bütün işlerde konuşmanı tart...” İlahi kanun; Bilin ki dünya hayatı, bir oyun, bir eğlence, bir gösteriş, aranızda bir övünme, mal ve evlâtta bir çokluk yarışından ibarettir. Tıpkı bir yağmur gibi ki bitirdikleri çiftçileri imrendirir, sonra kurumaya yüz tutar, bir de bakarsın ki sararmıştır, ardından da çerçöp haline gelmiştir. Âhirette ise ya çetin bir azap yahut Allah’ın bağışlaması ve hoşnutluğu vardır. Dünya hayatı sadece aldatıcı bir yararlanmadan başka bir şey değildir. Hadid 20 Dert var, Dert var... Ama neden ölümden öte dert var? Nice tablo var insanı yaşarken öldürten, ben sadece bir tane yazayım. Başlıyor anlatan; “Ben çok acı çektim... 12 yaşında babamı kaybettim, Dünyam yıkıldı, tutunamadım... hayatıma Yeni bir düzen vermeye çalıştım. Tâ ki yaşım 15’e gelene kadar... Bir acı haber geldi, Annen vefat etti dediler... O vakit daha iyi anladım ölüm ne demek... Her yıl postunu yenileyen yılan gibi ölüp ölüp dirildim... Bu gidişat nereye bilmeden kalan Yaşantımı abim ve yengemin evinde sürdürmeye başladım. Yenge elinde kaldım... Yaşım 17’ye gelince tanımadığım, hiç görmediğim biriyle evlendirildim. Düğün bile yapılmadı... Bir bayan ömründe iki beyaz giyer derlerdi; gelinlik, kefen... Ben gelinliği giyemedim ama kefeni diri diri giydim...Şu an 28 yaşındayım. 2 çocuk annesiydim... Tâ ki bir evladımın oyun oynarken vefat ettiğini görünceye, soğuk toprağa bırakıncaya kadar... Siz hiç evladınızı soğuk morg odasında yatarken seyrettiniz mi? Her yatağa girince o geliyordu aklıma. Ben sıcak yataktaydım ve o, soğuk toprağın altında.... Her gün kaybettiklerime kavuşmak için dua ettim. Başka çocuklar Benim yaşadıklarımı yaşamamaları için Çok uğraş verdim. Onların bilinçlenmesi için bu hayatta daha nelerim varsa vermeye de hazırım. Yeter ki onlar sağlığın kıymetini bilsinler. Sevdikleri ile bir arada olmanın mutluluğuna varsınlar. Üç günlük dünya için birbirini kırmasınlar, aldatmasınlar.” Sübhanallah! İlahi kanun; Bir kimsenin canına, malına ve çocuğuna gelen herhangi bir musibet, sadece Allah’ın kaza ve kaderiyledir. Kim Allah’a İnanır ve her olayın, O'nun kaza ve kaderiyle olduğunu bilirse, Allah onun kalbine sabır ve Rıza nasip eder ve onu iman üzere sabit kılar. Yüce Allah her şeyi hakkıyla bilendir. Teğabun suresi 11 Bazı acılarımız hastalık sayılmaz ve tedavisi bulunamazken, nasıl olur da Allah’tan başka huzur kapısı ararız? Unutma! Rahmet (رحمت ) ile zahmet ( زحمت ) arasında bir nokta farkı vardır. Allah dilerse zahmetteki noktayı kaldırıverir. Unutma! Dünya Fani iken Dertlerin Baki kalmayacaktır. Tüm imtihanlara rağmen kendinden geçen ama imanından taviz vermeyen hakikat yolcularına selam olsun... Fi Emânillâh!

Düştüğümüz Yerden Kalkabilmek

Yeryüzünde her şey faniliğe işaret ediyor. Kuzey-Güney… Doğu-Batı… Dünya… Dünya kelimesi “denaet” kökünden gelip ‘alçaklık, kötülük’ anlamlarına geliyor. Hepsi geçici isimler… Alçaklık, küçüklük manası olan bir şeyden büyük, yüce Arzular beklenemez. bir de ölüm işin içinde varsa… sararan yapraklar, Solan Gül, kuruyan Pınar, savrulan kül ve gece gündüz hepsi faniliğe işaret… Yalnızca bâki olan, Allah Azze ve Celle’dir. Peki Dünya ve içinde bulunan her şey faniyken dertlerimiz kalıcı olabilir mi?
Mevlana’nın şu sözü kenarda dursun biraz: “Sanma ki dert sadece sende var, sendeki derdi nimet sayanlar da var.”
Yolda yürürken, misafirlikte, çay ortamında, bazen bir durakta beklerken insanların konuşmalarını duyuyoruz. Dertleşmiyor kimse! Dertlerde yarışıyor… Benim derdim senin derdinin yanında hiç kalır yarışına giriyor. Derdin ne kadar büyükse o kadar daha çok hayran kalsınlar, her şeye rağmen ayaklarının üzerinde dimdik durabildiğine şaşırsınlar istiyor insan. Dert küpü yavaş yavaş kendini kibre bırakıyor. Kimse kimseyi dinlemiyor, biri konuşurken diğeri vereceği cevabı düşünmekle meşgul olduğu için kendi cevabına odaklanıyor.
İnsanlık dünyevileşme arzusu içinde kıvranıyor. Önlem alınmazsa hızla Sekülerizm’e doğru kayan bir nesil oluşacak…
Adab-ı Muaşeret;
▪Fakirin önünde malların hakkında konuşma!
▪Hastanın önünde sıhhatin hakkında konuşma!
▪Zayıfın önünde kuvvetin hakkında konuşma!
▪Mutsuzun önünde mutluluğun hakkında konuşma!
▪Mahkûmun önünde hürriyet hakkında konuşma!
▪Evladı olmayan kısır birinin önünde çocukların hakkında konuşma!
▪Yetimin önünde baban hakkında konuşma!
“Hayatındaki bütün işlerde konuşmanı tart…”
İlahi kanun;
Bilin ki dünya hayatı, bir oyun, bir eğlence, bir gösteriş, aranızda bir övünme, mal ve evlâtta bir çokluk yarışından ibarettir. Tıpkı bir yağmur gibi ki bitirdikleri çiftçileri imrendirir, sonra kurumaya yüz tutar, bir de bakarsın ki sararmıştır, ardından da çerçöp haline gelmiştir. Âhirette ise ya çetin bir azap yahut Allah’ın bağışlaması ve hoşnutluğu vardır. Dünya hayatı sadece aldatıcı bir yararlanmadan başka bir şey değildir. (Hadid süresi 20. Ayet)

Dert var, Dert var…
Ama neden ölümden öte dert var?
Nice tablo var insanı yaşarken öldürten, ben sadece bir tane yazayım. Başlıyor anlatan; “Ben çok acı çektim… 12 yaşında babamı kaybettim, Dünyam yıkıldı, tutunamadım… hayatıma Yeni bir düzen vermeye çalıştım. Tâ ki yaşım 15’e gelene kadar… Bir acı haber geldi, Annen vefat etti dediler… O vakit daha iyi anladım ölüm ne demek… Her yıl postunu yenileyen yılan gibi ölüp ölüp dirildim… Bu gidişat nereye bilmeden kalan Yaşantımı abim ve yengemin evinde sürdürmeye başladım. Yenge elinde kaldım… Yaşım 17’ye gelince tanımadığım, hiç görmediğim biriyle evlendirildim. Düğün bile yapılmadı… Bir bayan ömründe iki beyaz giyer derlerdi; gelinlik, kefen… Ben gelinliği giyemedim ama kefeni diri diri giydim…Şu an 28 yaşındayım. 2 çocuk annesiydim… Tâ ki bir evladımın oyun oynarken vefat ettiğini görünceye, soğuk toprağa bırakıncaya kadar… Siz hiç evladınızı soğuk morg odasında yatarken seyrettiniz mi? Her yatağa girince o geliyordu aklıma. Ben sıcak yataktaydım ve o, soğuk toprağın altında…. Her gün kaybettiklerime kavuşmak için dua ettim. Başka çocuklar Benim yaşadıklarımı yaşamamaları için Çok uğraş verdim. Onların bilinçlenmesi için bu hayatta daha nelerim varsa vermeye de hazırım. Yeter ki onlar sağlığın kıymetini bilsinler. Sevdikleri ile bir arada olmanın mutluluğuna varsınlar. Üç günlük dünya için birbirini kırmasınlar, aldatmasınlar.”
Sübhanallah!
İlahi kanun;
Bir kimsenin canına, malına ve çocuğuna gelen herhangi bir musibet, sadece Allah’ın kaza ve kaderiyledir. Kim Allah’a İnanır ve her olayın, O’nun kaza ve kaderiyle olduğunu bilirse, Allah onun kalbine sabır ve Rıza nasip eder ve onu iman üzere sabit kılar. Yüce Allah her şeyi hakkıyla bilendir. Teğabun suresi 11.ayet)
Bazı acılarımız hastalık sayılmaz ve tedavisi bulunamazken, nasıl olur da Allah’tan başka huzur kapısı ararız?
Unutma! Rahmet (رحمت ) ile zahmet ( زحمت ) arasında bir nokta farkı vardır. Allah dilerse zahmetteki noktayı kaldırıverir.
Unutma! Dünya Fani iken Dertlerin Baki kalmayacaktır.
Tüm imtihanlara rağmen kendinden geçen ama imanından taviz vermeyen hakikat yolcularına selam olsun…
Fi Emânillâh!

Bir önceki yazımız olan TOPLUMSAL DEĞİŞİM YASASI başlıklı makalemizde Anayasa, Değişim ve Ferd hakkında bilgiler verilmektedir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir